Duyurular
Huzurevi BulÖn DeğerlendirmeBilgi KütüphanesiHaberlerE-Marketİnsan KaynaklarıAkademiGiriş / Üye Ol
← Haberler
Sağlık ve Geriatri

DSÖ Demans Risk Rehberini Güncelledi: 8 Yeni Risk Faktörü Eklendi

Yayın: 15 Temmuz 2026 · Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
DSÖ Demans Risk Rehberini Güncelledi: 8 Yeni Risk Faktörü Eklendi

Dünya Sağlık Örgütü, demans riskini azaltmaya yönelik rehberinin ikinci baskısını yayımladı. Güncellenen rehbere HIV, inme ve travmatik beyin hasarı gibi 8 yeni risk faktörü eklendi; değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerine dikkat çekildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmaya yönelik güncellenen rehberini 15 Temmuz'da yayımladı. 2019'da yayımlanan ilk rehberin ardından hazırlanan bu ikinci baskı, son yıllarda elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda önemli ölçüde genişletildi. Rehberde fiziksel aktiviteden sosyal yaşama, kronik hastalıkların kontrolünden hava kirliliğine kadar birçok değiştirilebilir risk faktörüne dikkat çekiliyor.

Güncellenen rehbere; HIV, inme ve travmatik beyin hasarı başta olmak üzere 8 yeni risk faktörü eklendi, mevcut faktörlere ilişkin bilimsel kanıtlar da yeniden değerlendirildi. Öneriler üç temel başlık altında toplanıyor: sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi, demans riskiyle ilişkili sağlık sorunlarının etkin yönetimi ve çevresel risk faktörlerinin azaltılması.

Uzmanlar, demansın kesin bir tedavisi bulunmadığını, bu nedenle yaşam boyu sürdürülen koruyucu alışkanlıkların önem taşıdığını vurguluyor. Rehberde özellikle düzenli fiziksel aktivite, bilişsel egzersizler ve sosyal yaşamın sürdürülmesi öne çıkıyor. Tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, sigaradan uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, işitme ve görme kayıplarının ihmal edilmemesi ve düzenli-kaliteli uyku da rehberde öne çıkan başlıklar arasında.

Doğru anlamak için: "Değiştirilebilir risk faktörü", o faktörün kontrol altına alınmasıyla demansın kesin olarak önleneceği anlamına gelmez. Rehberin vurgusu, risk yükünün önemli bir bölümünün yaşam tarzı ve sağlık koşullarıyla ilişkili olduğu ve bu alanlarda alınacak önlemlerin riski azaltmaya yardımcı olabileceğidir.